Şeffaf plak denilince akla ilk gelen marka Invisalign. Ancak şeffaf plakların (clear aligner) hikâyesi aslında Invisalign ile başlamadı. Bugünkü dijital şeffaf plak tedavisinin temeli yaklaşık 80 yıl önce atıldı. Yıllara göre şeffaf plak gelişiminden bahsedecek olursak;
1945 – Harold D. Kesling: Şeffaf plakların atası sayılan yaklaşımı geliştirdi. “Positioner” adı verilen elastik bir aparey kullanıyordu. Kesling, dişlerin tek bir apareyle değil, ardışık olarak değiştirilen apareylerle küçük miktarlarda hareket ettirilebileceğini öngörmüştü. Bu, günümüzdeki “seri plaklar” fikrinin temeliydi. Burada daha çok kauçuk benzeri ve daha kalın apareyler kullanılmaktaydı.
1970’ler – Vakumla şekillendirilen plaklar: Kesling’in fikri daha sonra termoplastik materyaller ve alçı modeller kullanılarak geliştirildi. Böylece dişleri saran, daha ince ve şeffaf plastik apareyler yapılmaya başlandı. Ancak her aşama için hastalardan tekrar ağız içi ölçü alınıp alçı modeller üzerinde set-up denilen işlemler yapılarak hareket ettirilmek istenen dişler alçı modelde yeniden pozisyonlandırılmaktaydı. Aslında şimdiki yöntemlere göre çok fazla iş yükü gerektiren uygulamalar kullanılmaktaydı.
1990’lar – Essix: Sheridan ve arkadaşları, özellikle Essix apareyleri ile şeffaf termoplastik plakların klinik kullanımını yaygınlaştırdı. Ayrıca interproksimal mine aşındırması (IPR) ile birlikte belirli diş hareketlerini gerçekleştirmeye yönelik teknikler geliştirildi. Essix apareylerde özel pensler yardımıyla şeffaf plaklarda girinti ve çıkıntılar yapılarak dişlere kuvvet uygulanabilmekteydi. Set-up işlemleri bu sistemde de kullanılır durumdaydı.
1997 – Dijital devrim: Stanford mezunları Zia Chishti ve Kelsey Wirth, bilgisayar teknolojisini ortodontik tedaviye uygulama fikriyle Align Technology’yi kurdu. Temel fikir şuydu: Hastanın başlangıç diş pozisyonu bilgisayarda belirleniyor, hedef pozisyona kadar dişler küçük adımlarla hareket ettiriliyor ve her adım için ayrı bir şeffaf plak üretiliyordu. Yani şeffaf plakların uygulamasında pratikleşme, dijital teknolojinin kullanılmasıyla gerçekleşti.
1998 – FDA onayı: Invisalign sistemi ABD’de FDA’dan pazarlama izni aldı.
1999 – Invisalign’ın ticari kullanımı: Sistem ortodontistlere ticari olarak sunulmaya başladı ve şeffaf plak tedavisi modern anlamda geniş bir klinik pazara girdi. Başlangıçta diş hareketlerini dört dörtlük yapamasa da çapraşıklıkları düzeltmedeki başarısı, Invisalign’ı merak uyandıran ve tercih edilmeye başlanan bir sistem haline getirdi.
Diş hareketlerini daha iyi şekilde gerçekleştirebilmek üzere dişlerin üzerine ataşmanlar yapıştırılmakta ve bazen yardımcı mekaniklerle klinik açıdan daha öngörülebilir hareketler planlanmaktadır. Invisalign gibi plak firmaları, günden güne malzemelerini geliştirmeye devam etmektedirler.
Asıl kırılma noktası neydi?
Bizce en önemli ayrım şu:
1945’te fikir vardı, 1990’larda materyal gelişti, 1997–1999 arasında ise bilgisayar teknolojisi bu fikri ölçeklenebilir bir tedavi sistemine dönüştürdü.
Eskiden hekimin modeli elle hazırlayıp dişleri adım adım hareket ettirmesi gerekiyordu. Dijital dönemde ise:
Ağız içi dijital tarama → 3 boyutlu dijital model → sanal tedavi planı → dişlerin aşamalı hareketlerinin hesaplanması → her aşama için plak üretimi şeklinde bir iş akışı oluştu. CAD/CAM teknolojisi sayesinde kişiye özel çok sayıda plağın seri şekilde üretilebilmesi, şeffaf plakları gerçekten yaygınlaştıran gelişme oldu.
Dolayısıyla “Şeffaf plağı kim icat etti?” sorusunun tek bir cevabı yok. Kesling temel biyomekanik fikri ortaya koydu; sonraki araştırmacılar termoplastik apareyleri geliştirdi; Chishti, Wirth ve Align Technology ise bunu dijital, seri üretilebilir modern clear-aligner sistemine dönüştürdü.
Her geçen gün şeffaf plaklarla ilgili bilimsel araştırmaların çoğalması ile clear aligner sistemlerinin, özellikle hastalardan gelen talepler ve hekimlerin işini pratikleştirmesi sayesinde sabit ortodontik tedavilerin yerini almaya başladığı kaçınılmaz bir gerçektir.
Şu anda dünyada Invisalign ile birlikte Spark, ClearCorrect, Angel Aligner, Sure Smile gibi markalar pazarda en büyük orana sahip şeffaf plak markalarıdır. Bunun dışında Türkiye’nin de Orthero gibi globale oynayan bir markası mevcuttur. Yazılımda ve malzeme kalitesindeki üstünlüğü elinde tutan firmalar gelecekte ortodonti sektöründe söz hakkı olmaya devam edeceklerdir.
Şeffaf plakların en büyük avantajları estetik olmaları ve çıkarılabilir olmaları nedeniyle yemek konusunda kısıtlamaya sebep olmamalarıdır. Ayrıca dişlerin temizliği de çıkartılabilir olmaları sayesinde çok rahattır. Hastalar açısından tercih ve talep edilmelerinin sebepleri olarak bunlar sayılabilir.
Şeffaf plaklarla tedavideki başarı, doğru tedavi planlaması ve hastaların kullanım süresine uymasına bağlıdır. Yani tedaviyi yapan hekimin diş hareketlerini öngörülebilir olarak planlaması ve hastanın plakları kullanım süresine motivasyonunu kaybetmeden uyması, şeffaf plakların başarısını belirleyen temel iki konudur.